Yazan ekip, gece çağrılan ekip.
Sanal Geçit küçük bir stüdyo. Bu bir kısıtlama değil, çalışma biçimimizin sebebi: bir işte ne kadar el varsa, aradaki boşluklarda o kadar çok şey kaybolur.
Sırayla değil, birlikte
Tasarımın ayrı bir aşama olarak bitip yazılıma "teslim edildiği" bir süreç işletmiyoruz. Ekranı tasarlayan kişi onun nasıl veri çekeceğini biliyor; sunucuyu yazan kişi o ekranın neye ihtiyacı olduğunu biliyor. Bu yüzden ortaya çıkan şey, kâğıt üzerinde güzel görünüp kodda bambaşka bir şeye dönüşmüyor.
Ürün yayına çıkınca iş bitmiyor
Yaptığımız ürünlerin sunucularını da biz yönetiyoruz. Sertifikalar, yedekler, izleme, olay müdahalesi. Bu, teslim edip çekilen bir ajansın hiç öğrenemeyeceği şeyleri öğretiyor: hangi kararın gece 3'te kimi uyandırdığını. O bilgi bir sonraki projenin tasarımına geri dönüyor.
Kanıt isteriz
"Daha hızlı", "daha güvenli", "daha iyi" — bunlar ölçülmediği sürece temenni. Bir değişiklik yaptığımızda öncesini ve sonrasını ölçeriz; ölçemiyorsak iddia etmeyiz. Bu sitede gördüğün projelerin hiçbirinde uydurulmuş bir rakam yok.
Bugünün kısayolu, yarının borcu
Bir işi iki günde bitirmenin yolu genelde vardır. Sorun, o yolun altı ay sonra kimin önünü keseceğidir. Kod yazarken kendi kendimize sorduğumuz soru şu: bunu altı ay sonra başka biri okuyup değiştirebilecek mi? Cevap hayırsa, yeniden yazıyoruz.
Uçtan uca
Bir ürünü fikirden canlı sisteme taşımak için gereken her adım stüdyonun içinde. Dışarıdan iş aldığımız tek alan yok.